Türkiye’de depremler ve korunma yolları nelerdir

Deprem yer sarsılmasıdır. Yerkabuğundaki bazı jeolojik olaylar sonucu meydana gelir. Tabii felaketlerin en büyüğü olan depremlerin pek çoğu hissedilmeyecek kadar hafif geçer. Denizlerin altında, yahut insanların oturmadığı bölgelerde ki depremler ancak özel aletlerle kayıt edilir. Ama şiddetli bir deprem insanların oturduğu bir yere rastlarsa büyük can ve mal kaybına yol açar.

Yer hareketlerini kaydeden alete sismograf denir. Sismografla depremin oluş zamanı, büyüklüğü, derinliği ve merkez üssü belirlenir. Türkiye toplarının %98 İ deprem kuşağı üzerindedir. Bu nedenle ülkemizde birçok deprem olmuştur ve olmaya da devam edecektir. Son yüz yılın Türkiye’deki en büyük depremi 1939 da Erzincan ve çevresinde olmuş, 32000 kişi ölmüştür. Son yılların büyük depremleri ise sırasıyla 1957 de Fethiye, 1966 Ağustosunda Varto, Hınıs çevresi (2477 ölü), 1967’de Adapazarı, 1968’de de Bartın, Amasra ve çevresinde, 17 Ağustos 1999 tarihindeki Marmara depremi geniş hasarlara sebep olan depremlerdir.

Depremin olumsuz etkilerinden korunmak için;

– Deprem kuşağındaki binalar sert topraklar veya kayalar üzerine kurulmalıdır.

– Deprem kuşağındaki binalar çok katlı olmamalıdır.

– Deprem bölgesinde ki binalar betonarme veya ahşap olmalıdır.

– Deprem bölgesindeki binalar devletin yasal düzenlemelerle belirlediği ölçütlere uygun yapılmalıdır.

Aynı zamanda depremler yangıların çıkmasına neden olabilir. Depremin yıktığı baraj su taşkınlarına yol açabilir. Çöken endüstri kuruluşlarının üretimde kullandığı kimyasal maddeler, çevreye yayılarak canlıların yaşamını tehdit edebilir. Kırılan yollar trafik kazalarına neden olabilir. Deniz tabanında olan depremlerin oluşturduğu dev dalgalar kıyı kesimlerini sular altında bırakabilir. Depremler heyelana neden olabilir.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir