Hayatın Anlamı ve Ölüm

20. yüzyılın ikinci çeyreğinden, özellikle II. Dünya Savaşı’ndan bu yana dünya büyük değişimler geçirmiştir. Savaşlar, sanayileşme ve gelişen teknoloji gibi etkenlerle, insan yaşamı farklılaşmış, günlük hayat, insanların yaşama bakışı ve kavramlar değişmiştir. Tüm bunların sonucunda, insanlar dünyada ve yaşamda anlam bulmakta eskiye oranla çok daha fazla zorlanmaya başlamışlardır. Bu durum onları düş kırıklıklarına, umutsuzluklara, hatta intihara sürükleyebilmiştir. Oysa Albert Camus bu karamsar tablonun aydınlatılabileceği inancını taşır ve yaşamını insanlara hayatı anlamlandırmanın yollarını göstermeye adar. 1914- 1960 arasınındaki kısa ömrünü baskılara, savaşlara ve ölümün her türlüsüne fiilen karşı durarak geçirir. Bu makalenin amacı, Camus’nün gerek bireysel, gerek toplumsal düzlemlerde hayatın içerdiği anlamların bulunması, insan yaşamının korunması ve anlamlara tutunarak, ölüme rağmen hayatın en iyi biçimde yaşanması için işaret ettiği yollara ışık tutmak, dikkatleri bu noktaya odaklayarak daha güzel yaşamlara yönelmeyi kolaylaştırmak için Camus felsefesinden dersler çıkarmaktır. Camus felsefesinin merkezinde ‘uyumsuz’ kavramı bulunur. Camus uyumsuzu çeşitli biçimlerde tanımlar fakat bütün bu tanımlarda görülen ortak nokta, uyumsuzun bağdaşmazlık özelliği barındırdığı, insan ve dünyanın birbirleri ile olan uyuşmazlıklarından ortaya çıktığıdır. İnsan hayatın herhangi bir anında uyumsuzla yüzyüze gelebilir. Camus’ye gore, bu en yoğun olarak insanın ölümlülüğünü farkettiği zaman yaşanır. Ölüm hep bir tehdit olarak yaşamın sonunda beklemektedir. Bu farkındalığı yaşayan insan için hayat birdenbire anlamını yitirir; insan kendisini boşlukta bulur. İki seçeneği vardır: Ya çaresizlikten kurtulmak için kendisini öldürecek—ki intihar, yani ölümden kaçmak amacıyla yine ölüme koşmak, Camus’nün görüşüne göre bir paradoks ve aynı zamanda bir yenilgidir—ya da dine sığınacaktır. Camus ikinci seçeneği de “felsefi intihar” olarak niteleyerek karşı çıkar ve üçüncü bir seçenek sunar: Başkaldırı. İnsan yaşamı en büyük değerdir ve her koşulda korunmalıdır. İşte başkaldırı bunu sağlayacaktır.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir