Soykırım iddiası konusunda Türk dış politikası için bir öneri

Sözde soykırım konusu Türkiye’nin dış politika alanında yaşadığı en büyük sorunlardan biridir. Konuyla ilgili akademik çalışmalarda bilinen görüşler -genel itibarıyla – tekrar edilmekte; konu basının gündemine ise ancak 24 Nisanlarda gelmekte; Türkiye’nin devlet söylemi ise belli kalıpların dışına çıkmamaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermeni ve bununla bağlantılı olarak sözde soykırım sorununun oluşmasında, sürekliliğinin sağlanmasında ve günümüz kadar gelmesinde dış aktörlerin belirleyici rolleri vardır. Bu çalışmada sorunun tarihî perspektifi yer almamış; ancak sorunu ve nedenlerini anlayabilmek için dış aktörlerin aldığı pozisyonlar tarih içinde kısaca dile getirilmiştir. Günümüzde sorun, Türkiye’nin komşusu Ermenistan’la ilişkilerin belirlenmesinde etkili olmuş; 10 Ekim 2009 tarihinde, iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasına dair imzalanan protokolün başarısızlığında da başrolü oynamıştır. Sözde soykırım konusu, uzun yıllardır okyanus ötesinde iç siyasi gelişmelere -özellikle seçimler öncesinde – malzeme olagelmiştir. Ermeni lobilerinin etkisindeki adaylar, başkanlık seçimlerinde seçilmeleri durumunda soykırımı tanıyacaklarına dair söz vermiş; bu da ikili ilişkileri olumsuz etkilemiştir. Başkanların seçimler sonrasında devletin resmî dış politikası gereği sözde soykırımı tanıyacak adımı atmamaları, sorunun bittiği anlamını taşımamış; bilakis sözde soykırımın diğer ülkelerde tanınması devam etmiştir; buna son örnek de 2010 yılı Aralık ayında, sözde soykırımı tanıyan İsviçre’dir. Türkiye, sorunun çözümüne yönelik sonuç alıcı bir siyaset üretememiştir; bu da başta adı geçen iddiayı tanıyan ülkelerin sayısının artmasına; bu ülkelere karşı dile getirilen sert söylem de ikili ilişkilerin bozulmasına neden olmuştur.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir